Yazılar

Otomobillerde (Arabalarda) Ateşleme Sistemi

Otomobillerdeki ateşleme sistemleri, aracın harekete geçmesini sağlayan sistemdir. Arabalar harekete geçebilmek için başlangıçta bir güce ihtiyaç duyarlar; işte bu gücü, ateşleme sistemi vasıtasıyla karşılarlar. Bu sistemi daha ayrıntılı olarak işlemek gerekirse; otomobillerin motor kısmında silindirler vasıtasıyla sıkışmış olan hava ve yakıt karışımının yakılabilmesi için bir kıvılcımın oluşması gerekmektedir. Bu kıvılcım, bujilerde yüksek voltajlı kıvılcımın oluşabilmesi için gerekli ortamı hazırlamaktadır. Bu kıvılcımın oluşması ise; yüksek voltaj sayesindedir. Bir otomobilde ateşleme sistemi sağlıklı olarak çalışmıyorsa; yani ateşlemenin sağlanamadığı bir otomobilde, diğer tüm parçalar tüm görevlerini yerini getirebilecek durumda olsa bile hiçbir değeri bulunmamaktadır. Aracın motoru, otomobili hareket ettiremez.
Otomobillerdeki ateşleme sisteminin temel olarak çalışma prensibinden bahsetmek gerekirse; araçta kontak anahtarının çevrilip marşa basılmasıyla birlikte, akümülatörden gelmekte olan akım bobin üzerine iletilir. Bu kısma gelen akım, yüksek gerilime çıkarılıp distribütöre iletilir. Distribütörün bujilere iletmiş olduğu bu akım ile kıvılcım sayesinde yanma oluşur. Makalemizin devamında otomobillerdeki ateşleme sistemleri hakkında detaylı bilgi ve ayrıntılar aktarılacaktır.
Ateşleme Sistemi Nedir?
Ateşleme sistemi konusunda bilinmesi gereken temel konu; araçların motor kısımlarında sıkışmış halde hava ve yakıtın bulunduğudur. Bu iki madde, motor içinde bir karışım halinde bulunmaktadır. Bu karışımın ateşlenmesi ile motor harekete geçebilmektedir. Ateşleme sisteminde; bujilere yüksek derecede kıvılcım sağlanmakta olup motor silindirlerinde yanma olayının gerçekleşmesini sağlar ve aracın harekete geçmesi için bir zorunluluktur. Tüm bu eylemler bütünü, ateşleme sistemini oluşturmaktadır.
Ateşleme Sisteminde Önemli Parçalar
Ateşleme sisteminde en önemli parçalar yani ateşleme sistemini harekete geçirmekte olan 5 parça bulunmaktadır. Bunlar şunlardır;
1) Batarya
2) Ateşleme Bobini
3) Bujiler
4) Kablolar
5) Distribütör (Dağıtıcı)
Ateşleme Sistemi Nasıl Çalışır?
Otomobillerde ateşleme sisteminin çalışabilmesi için 2 farklı devreye ihtiyaç duyulmaktadır. Birinci devrenin görevi; yüksek voltajı sağlaması gereken, ateşleme bobinine ihtiyaç duyduğu olanakların sağlanmasıdır. İkinci devrenin görevi ise; birinci devrenin görevini yerine getirerek ateşleme bobininde oluşmuş olan yüksek voltajlı akımdan yararlanarak bir kıvılcım oluşturmaktır. Oluşmasına gerek duyulan bu kıvılcımlar, bujilerin tırnakları arasında gerçekleşmektedir. Bu şekilde yanma odasında bulunmakta olan hava ve yakıt karışımı alevlenerek, yanmanın oluşmasını sağlar.
Ateşleme Sisteminin Adım Adım Çalışmaya Başlaması
Aracın kontak anahtarı çevrildiği zaman aküden, kontağa düşük voltajlı bir akım gelir. Burada kontak anahtarının görevi, vereceği hareket ile düşük voltajlı olan akımın derecesini yükseltmektir. Düşük voltajda olan akım öncelikle kontak anahtarından geçecektir. Sonrasında bobine sarılı olan birinci devre sargıların etrafında akımı tur attırır ve sonrasında platin kontakları yani platin iletim noktaları vasıtasıyla turunu tamamlamış olur.
İşlemin devamı aşamasında, bobinlerin iç kısmında elektro manyetik bir alan oluşur. Bobinlerin ilk devresinde bulunmakta olan sargılar, belirtilen bu manyetik alana yaklaştıkça; bobinlerin 2. devresinde bulunmakta olan sargılarda, voltaj yükselmesi oluşur. Oluşmuş olan bu yüksek voltaj, bobin kulesine ulaştıktan sonra bobin dışına çıkacak şekilde tasarlanmıştır. Bu yüksek voltaj, bobin dışına çıktığı zaman, bobin kabloları vasıtasıyla distribütör kapağının ortasında bulunmakta olan kuleye iletilir. Buradaki distribütörün görevi, ortaya çıkan yanma olayını gerekli olan kısımlara iletmektir.
Yukarıda sayılmakta olan işlemler devam ederken; tevzi makarası olarak isimlendirilen makaranın görevi başlamış olur. Tevzi makarasının görevi; orta kısımda bulunmakta olan kuleden, buji kulesine yüksek voltajlı bir akımın sağlanmasıdır. Bahsedilen bu yüksek voltajlı akım, buji kulesinden geçtikten sonra bu kısımda bulunmakta olan buji kablosunun üzerinden geçer. Sonrasında buji tırnaklarının üst kısmından zıplama yaparak bu kıvılcımların oluşmasını sağlar. Bu şekilde devresini tamamlamış olur.
İşte ortaya çıkan bu kıvılcımlar, aracın motorunun yanma odasında sıkıştırılmış olarak bulunmakta olan yakıt ve hava karışımının ateşlenmesini sağlar. Böylece motorun çalışması için ihtiyaç duyduğu güç üretilmiş olunur.
Kıvılcım vasıtasıyla yanma olayının gerçekleşmesinden sonra motor hareketlenir ve artık aracınız hareket etmek için hazır konuma gelir. Bu aşamadan sonra sıra yanma odasında birikmiş olan atık olarak tabir edilen gazların otomobil dışına çıkarılmasına gelir. Atık gazların çıkarılması esnasında temel prensip, yanmış halde bulunmakta olan tüm gazların tamamen otomobil dışına çıkarılmasıdır. Aksi durumda; kirli olan bu atıklar, aracın tüm aksamlarını bozabilir veya düşük performansta çalışmasına sebep olabilir. Motorun boğulmasına neden olabilir. Aracın iç aksamlarına temiz havanın girişini engeller. Otomobilin ömrünü kısaltmasının yanı sıra otomobilin parçalarının sıklıkla bozulmasına neden olabilir. Yakıt tüketimini arttırırken, araçta hoş olmayan gürültülerin çıkmasına sebep olabilir.
Yukarıda sayılmakta olan tüm bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için; sağlıklı olarak çalışmakta olan bir egzoz sistemine sahip olmak gerekmektedir.

ABS Nedir ve Nasıl Çalışır?

 

ABS sistemi (Anti-Lock Braking System), 1936 yılında geliştirilmiş olup otomobillerin manevralarını ve durma yeteneklerini sağlamak amaçlı ortaya çıkmıştır. Almanca ismi ise;  Anrilockiersystem’dir. ABS sistemi, otomobilin durma yeteneğini arttırmaktadır ayrıca sürücüye hakimiyet kazandırmaktadır. ABS ‘nin en bilinen yanı sürücülere, ani frenleme ve kontrollü frenleme imkanı sağlamasıdır. Bunlara ek olarak otomobilin kontrollü olarak yönlenmesini sağlamaktadır. ABS sisteminin patenti ilk olarak Almanya’da alınmıştır.

ABS sistemi, otomobillerde tekerleklerin çekiş kaybettiği durumlarda ve kilitlenmeye maruz kaldığı durumlarda; tüm tekerleklerin dönüm hızlarını algılar ve kontrollü bir sürüş imkanı sunar. ABS sistemi, her bir tekerleğin dönme hızını elektronik sensörler vasıtasıyla algılamaktadır. Böylece aracın savrulması veya yoldan çıkması tehlikelerine karşı önlem almaktadır.

Otomobilin kullanılması esnasında, sürücü ani fren yapınca; elektronik kontrol ünitesi ismi verilen ECU, kullandığı sinyalleri devreye sokar ve otomobilin fren basıncını ayarlar. Tekerleklere uygulanan değişik fren basınçları ile tekerleklerin kilitlenmesi önlenmiş olunur. Tekerleklerin kilitlenmesi, hidrolik kontrol ünitesi (HCU) vasıtasıyla komutları iletir.

ABS Nasıl Çalışır?

Otomobilin seyri esnasında fren pedalına eni ve sert olarak basıldığında, ABS otomatik olarak devreye girmektedir. ABS, güvenli bir sürüş sağlamak amaçlı geliştirilmiştir. ABS ile tekerleklere uygulanan fren basınçları ayarlanır ve tekerleklerin kilitlenmesinin önüne geçilir. Bu şekilde sürücü, yol kontrolünü kaybetmemiş olur. Tüm bu bilgileri özetlemek gerekirse; ABS, otomobilin 4 tekerleğinin fren basınçlarını birbirlerinden bağımsız olarak düzenlemektedir. Bu sistemle frenler, saniyenin 1/18’i kadar kısa tutulmuş olunur. Böylece darbeli olarak frenleme imkanı yaratılır, sonuç olarak sürücüler yön kabiliyetlerini kaybetmezler.

ABS’nin temel amacının, fren mesafesini kısaltmak olduğu düşünülmektedir. Ancak bu bilgi tam olarak doğru değildir. Çünkü ABS’nin asıl amacı, ani ve sert frenlemelerde sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmemesini sağlamaktır. Otomobilin fren mesafesi de elbette kısalmaktadır ancak asıl amaç bu değildir. 2. amaç fren mesafesinin kısaltılmasıdır. ABS, panikleme durumlarında kullanılan ani ve sert frenleme durumlarında, aracın tekerleklerinin kilitlenmesini önler ve sürücünün manevra kabiliyetini ona bırakır. ABS’li araçlarda dinamik sürtünmeden faydalanılarak; ABS’si olmayan araca kıyasla daha kısa mesafede durma imkanı sağlanır.

ABS Sisteminin Parçaları Nelerdir?

Kontrol Ünitesi Olan Hidrolik Ünite

Hidrolik ünite (ECU), motor kontrol ünitesinden gelmekte olan komutlar ile her bir tekerleğin fren silindir basıncını ayarlamaktadır. Bu ayarlama esnasında selenoid valfler kullanılmaktadır. Otomobilin motorunun olduğu kısımda ana fren merkez silindiri ve tekerlek fren silindirleri arasındaki kısma konumlandırılmıştır. Bu kısımda olması vasıtasıyla, fren merkez silindiri ve tekerlek fren silindirlerine bağlılığı sağlayan bağlantılar kısa tutulmaktadır. Hidrolik üniteler, her bir tekerlekteki basıncı kontrol etmek amaçlı olarak giriş ve çıkış selenoid valflerine sahiptirler. ECU, bu kısımda önemli bir role sahip olup sistemin kontrol fonksiyonları ile birlikte tüm elektronik ve elektriksel görevleri yerine getirmektedir.

Tekerlek Hız Sensörü

ECU yani motor kontrol ünitesi, otomobilin tekerleklerinin hızını hesaplamak için tekerlek hız sensörlerinden gelmekte olan sinyallerden faydalanmaktadır. Bu konuda aktif ve pasif tekerlek hızları olmak üzere 2 prensip bulunmaktadır. Aktif olsun pasif olsun her iki hız çeşidi de tekerleklere temas etmeksizin yani manyetik alan ile tekerleklerin hızlarını ölçmektedir. Günümüzde daha çok aktif sensörler kullanılmaktadır. Aktif sensör çeşitleri, tekerleklerin hem dönüş yönünü hem de tekerleklerin hızlarını kontrol edebilmektedir.

Dört Tekerleğe Uygulanmış ve Arka İki Tekerleğe Uygulanmış Olan ABS’lerin Farkı Nedir?

Dört tekerleğe uygulanan ABS’nin amacı, otomobilin durma şartlarında kararlılık ve sürücünün manevra kabiliyetinde maksimum seviye sağlamaktadır. Dört tekerlekte de ABS uygulaması olan araçlarda, otomobillerin frenleme sistemleri dört tekerleğinde kilitlenmesini ayrı ayrı önlemektedir. Sürücü açısından ve otomobili yönlendirme açısından gelişmişlik sağlamaktadır. Bu sayede, frenleme için gerekli olan frenleme basıncı ayarlanır. Eğer yalnızca arka iki tekerlekte ABS var ise; bu durum genellikle kamyonet, minibüs ve spor taşıtlarda bulunmaktadır. Otomobilin yalnızca arka tekerleklerinde kilitlenmenin önüne geçilmiş olunur.

Eğer yalnızca arka iki tekerlekte ABS sistemi varsa; sürücü fren pedalına yüklenip tekerleklerin kilitlenmesine sebep olursa, 4 tekerlek ABS kadar etkili bir frenleme sistemi olmayacağını bilmesi gerekmektedir. Bu durumda sürücü, fren pedalına olan basıncı manuel olarak ayarlamalıdır. Çünkü ön tekerleklerinin dönmesine yetecek kadar frenleme yapması yeterli olacaktır. Böylelikle sürücü olan kişi, otomobili rahatlıkla istediği yöne doğru yönlendirebilir ve güvenli bir sürüşü sağlayabilir.

ABS’nin Çalıştığı Nasıl Anlaşılır?

Genellikle ABS’nin etkin olarak çalıştığı deneyimli sürücülerce fark edilmektedir. Eğer sürücü, fren pedalına ani ve sert bir biçimde basarsa; otomobilin mekanik olarak bir titreşime maruz kaldığını hisseder ve kendisine farklı gelecek o sesi duyar.

ABS’nin devreye girdiğini sürücü olan kişi, basınç dalgalanmaları ve fren pedalının sertleşmesiyle de hissedecektir. Sayılmakta olan bu olguların gerçekleştiği durumlarda, sürücünün ayağını fren pedalından çekmemesi gerekmektedir. Aynı kuvvette ve sertlikte fren pedalına basmaya devam etmelidir.

ABS Olan Araçlarda Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler Nelerdir?

Otomobillerde aslında dört tekerlekte de ABS’nin olması, aracın içinde olan kişilere güvenlik ve etkin bir performans sağlamaktadır. ABS olan araçlarda, güvenlik seviyesinin maksimize edilmesi için sürücü olan kişinin bu sistem hakkında yeterli seviyede bilgiye sahip olması önemlidir. Yukarıda sayılmakta olan önemli noktalara uyan sürücüler, güvenle yollarına devam ederler.

ABS’li olan araçlarda dikkat edilmesi gereken noktaları tekrar maddeler halinde ele alırsak;

  • ABS çalışmaya başladığı zaman bunu hisseden sürücünün, ayağını fren pedalının üzerinde tutmaya devam etmesi gerekmektedir.
  • Aracın yönlendirilmesi esnasında, ABS’nin uygun olarak çalışmaya devam edebilmesi için fren pedalına uygulanan basıncın ve sertliğin korunması gerekmektedir.
  • Fren pedalında oluşan salınımların devamı esnasında, fren pompalamaktan kaçınılmalıdır.
  • Sürücü, eğer otomobilin tekerleklerinde kilitlenme olduğunu hissederse; otomobilin sağlıklı olarak yönlendirilebilmesi açısından fren pedalını bir miktar bırakılması gerekmektedir. Bu miktar ayarı, ön tekerleklerin dönmeye başlamasına yetecek kadardır.